TBMM’nin açılışının 103. yılı

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, “Çok açıktır ki tıpkı Kurtuluş Savaşı mücadelesini verdiğimiz günlerdeki gibi bir mücadele vermekteyiz.” dedi.

TBMM Genel Kurulu, Şentop başkanlığında, TBMM’nin açılışının 103. yılı ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplandı.

İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşan Şentop, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı ve TBMM’nin 103. açılış yıl dönümünü kutladı.

Kahramanmaraş merkezli depremler sebebiyle yüreğinin buruk, gönlünün yaslı olduğunu ifade eden Şentop, devletin bütün kurumlarıyla depremden zarar gören vatandaşların yaralarını sarmak, yeni yaşama imkanlarını oluşturmak için gösterdiği olağanüstü çabanın en büyük tesellisi olduğunu söyledi.

Bu acı hadisenin izlerini silmek, depremlerin yıkıma uğrattığı şehirleri daha güçlü bir biçimde ayağa kaldırmak için gösterilen gayretin en kısa sürede neticelerini vereceğini ifade eden Şentop, devletin bu konudaki kararlılığı, hazırlığı ve gücünün tam olduğunu vurguladı.

Şentop, deprem felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek, “Şundan eminim ki tarihin hiçbir döneminde, dünyanın hiçbir yerinde böyle büyük acılarda, felaketlerde, zorluklarda böylesine bir ve birlik olan, hep birlikte mücadele eden başka bir millet ve devlet yoktur.” diye konuştu.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin, işgal ve ilhak tehdidi karşısında tam bağımsızlık hedefine kadar silahlı mücadele yürütmenin yegane çare olduğunu kabul etmekle birlikte, bunu milletin meşru desteğine dayanan bir Meclis eliyle yapmayı hayati bir mecburiyet olarak gördüğünü anlatan Şentop, böylece, Amasya Tamimi’nde sarahaten ortaya konulan “Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” prensibi doğrultusunda milletin, istiklal mücadelesinin hakiki öznesi ve kaynağı kılındığını kaydetti.

“Milli Mücadelenin aynı zamanda bir zihniyet inkılabı da olduğu anlaşılacaktır”

TBMM’nin, milleti teşkil eden farklı kesim, fikir ve kökenden temsilcilerin milli gaye uğruna dayanışmasının, uyumunun ve mücadelesinin daima rehber edinilecek bir örneği olduğunun altını çizen Şentop, “Bu örneklik, çetin imtihanlardan geçmeye yazgılı milletimizin her bir ferdi için zor zamanlarda başvurulacak derleyici ve tanzim edici bir davranış tarzıdır. Devrin şartları göz önüne alındığında Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışından çıkartılacak bir diğer önemli husus da maddi güçsüzlük vehmine kapılıp asli vazifelerden ve milli hamlelerden kaçılamayacağı hakikatidir.” ifadelerini kullandı.

Mustafa Şentop, Sivas Kongresi’nde bir hatibin, “Müstakil yaşamaya mali durumumuz müsait değildir, zira çok borcumuz vardır.” diyebildiğini aktararak, “Fakat Milli Mücadele, bu fikre itibar etmemiş, ‘Hiçbir kuvvet, milli şerefimizden daha büyük değildir’ inanç ve kararlılığı ile hakim ve muzaffer olmuştur.” dedi.

Milli Mücadelenin sadece işgalci devletlere ve emperyalist tasalluta karşı verilmediğini, “Bu memleketten ve bu milletten bir şey olmaz.” kanaatiyle de savaşıldığını dile getiren Şentop, “Bu hakikat göz önüne alındığında, Milli Mücadelenin yalnızca milli bir kıyam olmadığı, aynı zamanda bir zihniyet inkılabı da olduğu anlaşılacaktır. İşte bu yüzden, Türkiye’nin her hamlesine harici sebeplerin müsait olmayışı, mali şartların yetersizliği ve rakip devletlerin kuvveti sebep gösterilerek karşı çıkmak, milli seciyemizle ve vazifelerimizle bağdaşmayacak bir davranıştır.” değerlendirmesini yaptı.

“Başkaca bir yol, başkaca bir gerçek yoktur”

Milletin, savaşların getirdiği yıkımları iyi bildiğini ifade eden Şentop, şunları söyledi:

“Vatan topraklarımız tarih boyunca doğal afetler yaşarken aynı zamanda o topraklara göz dikenlere çokça şahit olmuştur. O yüzden bizim mayamızda barışı korumak, tuzakları bozmak, savaştan uzak durmak, savaş kaçınılmaz olduğu noktada ise destansı zaferler kazanmak vardır. O yüzden nerede mazlum bir millet varsa, bize ihtiyaç duyan insanlar varsa orada olmayı görev biliriz. Bu kürsünün arkasında yazan, Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ sözünü bir bütün olarak doğru anlamalı ve hakkını vermeliyiz. Egemenliğin milletin olması, sadece yönetme erkinin milletin olduğu ve bunu da milletvekilleri aracılığıyla gerçekleştirdiği anlamını taşımaz, aynı zamanda o egemenliğin kullanılmasının önündeki tüm engellerin de bertaraf edilmesi anlamını taşımaktadır.

Çok açıktır ki tıpkı Kurtuluş Savaşı mücadelesini verdiğimiz günlerdeki gibi bir mücadele vermekteyiz. Savunmada millileştikçe, hiçbir vekalet savaşının kuklası olmayı kabul etmedikçe, tıpkı Rusya-Ukrayna Savaşı’nda gösterdiğimiz tavır gibi barışın yanında güçlü ve etkili bir şekilde durduğumuz sürece huzurumuzu bozmaya mutlaka teşebbüs edeceklerdir. Varsın etsinler, devletimizin gücü, milletimizin birlik ve beraberliği, bunların sembolleştiği Meclisimizin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın kararlılığı oldukça başarma imkanları yoktur. Dostumuz da düşmanımız da iyi bilir ki bizim için vatan uğruna ölmekle yaşamak arasında bir fark yoktur. Bizim için millet uğruna gözden çıkarmadığımız can yoktur. Bizim için bağımsızlık uğruna ödeyemeyeceğimiz bedel yoktur. Biz böyle gördük, böyle yaşarız ve böyle ölürüz. Başkaca bir yol, başkaca bir gerçek yoktur.”

“Seçimin önemli bir eşik anlamı taşıdığına şüphe yok”

Şentop, Cumhuriyetin 100’üncü, çok partili siyasi hayata geçişin 77’nci yıl dönümünün idrak edildiği bir dönemde hayati önemde bir seçime gidildiğine dikkati çekerek, bu seçimin hayırlı neticeler vermesini diledi.

TBMM Başkanı Şentop, 1946’dan sonra Türkiye’nin bütün seçimlerinin şaibesiz, şeffaf ve adil bir biçimde gerçekleştirildiğini, milletin iradesinin bu seçimler neticesinde ortaya çıktığını anlattı.

14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimlerin de bugüne kadar olduğu gibi adil ve şeffaf bir biçimde yapılacağından kimsenin kuşkusu olmaması gerektiğini vurgulayan Şentop, “Türkiye’nin siyasi birikimi ve demokratik tecrübesi bunu gerektirmektedir. 14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimin ülkemiz adına önemli bir eşik anlamı taşıdığına şüphe yoktur.” diye konuştu.

Bu seçimin dünyanın ve bölgenin derin çalkantılarla ve altüst oluşlarla sınandığı bir dönemde gerçekleştiğini dile getiren Şentop, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“30 yılı aşkın süredir güneyimizde yaşanan siyasi belirsizliklere, bu sefer kuzeyimizde ve doğu Avrupa’da yaşanan bunalımlar eklenmiştir. Şunu iftiharla ve büyük bir memnuniyetle görüyoruz ki Türkiye, sancılı ve kanlı geçen bir mücadeleden sonra terörü hem sınırları içinde hem de sınırları dışında büyük ölçüde sona erdirmiştir. Türkiye’yi belli politikalara zorlamak veya dışındaki gelişmelere müdahale edemez hale getirmek için terörü bir aparat olarak kullanan güçlerin elinden bu enstrüman alındıkça, Türkiye daha kudretli bir aktör haline gelmektedir. Türkiye’nin terörü bitme noktasına getirmesinde, sınırları dışındaki terör odaklarını işlemez kılmasında en önemli etken, savunma sanayisinde yapılan dev hamlelerdir. Sadece 10 Nisan’da hizmete giren TCG Anadolu bile tek başına, Türkiye’nin bölgesinde ve küresel ölçekte eriştiği aşamayı, iddialarını destekleyecek güce ulaşma yetenek, hız ve enerjisini göstermesi bakımından çok büyük öneme sahiptir. Evet büyük öneme sahiptir, zira hiçbir devlet, gücünün gölgesi müzakere masasına düşmedikçe diplomasi yapamaz, ulusal çıkarlarını savunamaz. Bu bağlamda gücümüzün tarifi, yönü ve ölçüsü bellidir; istikrarla büyüyen ve teknoloji yoğun ürünlere ağırlık vermiş bir ekonomi, enerjide çeşitlenme ve yerlileşme, teknolojik üstünlüğünü her geçen gün artıran bir ordu, temel milli hedeflerde birleşen bir siyaset kurumu, milli ruhla donanmış eğitimli ve nitelikli bir gençlik.”

Milletin hür iradesiyle 14 Mayıs’ta siyasi tercihini ortaya koyacağını, milletvekillerini ve Cumhurbaşkanını seçeceğini dile getiren Şentop, “Milli irade, demokrasimizin ve siyasi sistemimizin en hassas terazisi olarak vazifesini ifa edecektir. İnancımız, Türkiye’nin terörle mücadelede, savunma sanayisinde, üretime dayalı ekonomik ilerleyişinde, teknolojik gelişiminde kesintiye uğramak bir yana; daha da ivmelenmesini sağlayacak bir neticenin çıkacağı yönündedir.” dedi.

“Devleti ve medeniyet değerlerini daha ileri noktalara taşımak sizin elinizdedir”

TBMM Başkanı Şentop, konuşmasında çocuklara ve gençlere ise şöyle seslendi:

“Sevgili çocuklarımız ve gençlerimiz, tarihi baştan başa bir fazilet kitabı sayılması lazım gelen şerefli bir milletin mensubusunuz. Tarihimizi öğrendikçe ve milletimizin neyi, hangi gerekçeyle ve ahlakla yaptığını gördükçe daha büyük işler yapmak kudretini kendinizde bulacaksınız. Başka milletleri ve toplumları küçük görerek değil, bütün insanlığın faydasına olacak insani erdemleri ve gayreti taşıdıkça devletimizi büyütecek ve güçlendireceksiniz. Ecdadınızın zorlu imtihanlardan geçerek, binbir meşakkate katlanarak sizlere devrettiği vatanı, devleti ve medeniyet değerlerini daha ileri noktalara taşımak sizin elinizdedir. Hatta vazifenizdir. Bu vazifenin ifasında ihmal göstermeyeceğinize inancımız tamdır.”

Bugünün 27. Dönem’in son oturumu olduğunu anımsatan Şentop, 27. Dönem’de milletvekili olarak seçilen ve hayatını kaybeden milletvekillerine rahmet diledi.

TBMM Başkanı Şentop, 28’inci Yasama Dönemi’nde Meclis çatısı altında bulunmayacak milletvekillerinden birisinin de kendisi olduğunu söyleyerek, “Hayatımın en büyük bahtiyarlıklarından birisi, Milli Mücadeleye karargahlık yapmış ve 15 Temmuz hain darbe teşebbüsüne direnmiş bu Gazi Meclisin iki kez seçilerek, üstelik 100’üncü kuruluş yıl dönümüne denk gelecek şekilde başkanlığını yapmaktır.” diye konuştu.

Bu görevi nasip ettiği için Allah’a şükreden Şentop, “Meclis Başkanlığına seçilmemde gösterdikleri yakınlık için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, her partiden bütün milletvekili arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.” ifadelerini kullandı.

Şentop, 14 Mayıs’ta gerçekleşecek seçimlerin milleti müreffeh, ülkeyi bayındır, devleti kudretli kılacak hayırlı neticeler vermesini temenni etti.

TBMM Başkanı Şentop, konuşmasını, “Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşları olmak üzere, açıldığı günden itibaren TBMM çatısı altında görev yapmış bütün milletvekillerimizi ve devlet adamlarımızı; büyük Türkiye yolunda şehadete yükselen, gazi olan; son olarak 15 Temmuz’da darbeye direnen bütün vatan evlatlarını rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum. İdrak etmekte olduğumuz Ramazan Bayramı’nın aziz milletimize, İslam alemine ve bütün insanlığa hayır, bereket ve barış getirmesini temenni ediyorum. Birlik ve şeref içinde, yeniden büyük Türkiye yolunda daha nice yüzyıllara.” diyerek tamamladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir